14 Kasım 2010 Pazar

bütün gün evde oturmama rağmen çok yorgun hissediyorum. sadece bi bisikleti tamir edememiş olmak insanı bu kadar yormamalı bence. hayat bi garip bazen böyle işlerin 900 tanesini birden yaptığım günler hiç yorgunluk yapmazken bazen de 1 tanesi çok yoruyor.

6 Kasım 2010 Cumartesi




bu haftasonu belçikadaydık yiğitle. ipek i ziyaret ettik bizamanlar sadece yiğitin arkadaşıydı şmdi benim de arkadaşım oldu. brükselde yüksek yapıyo bi yandandan da çalışıyomuş. mimar kendisi okulda 4-5 projeyi beraber almışlar yiğitle. hollandadan güneye indikçe cafeler barlar daha bir güzelleşiyor. burda fransızların işlettiği bi kafedeyiz yiğitle ben krep yedik jambonlu ipek de naneli çay içti. ben ipeğe gelen nanenin bardağını çanağını çok sevdiğim için bir de kendime normal çay söyledim ama su bardağında geldi benim çayım nedense. çalışanlara ingilizce sordum fransızca cevap verdiler. fransızca cevap verdim ingilizce cevap verip sonra tekrar fransızca konuşmaya başladılar.

venedikteki bienalin giardini kısmında selin çektirdi bu fotoğrafı. bütün gün yağmur yağdı sergi gezmek için ideal bi gündü neredeyse bütün günümüzü bianeli gezmekle geçirdiysekte bitmedi baya büyükmüş tahmin ettiğimden. aslında sandalyeleri çekmeye çalıştım çocukta orda duruyodu önceki resimde bahsettiğim gibi dubaiden sonra çocuk resmi çekmeye korkar oldum pek elim varmıyo

3 Kasım 2010 Çarşamba


federico çkti bu fotoğrafı rotterdamdayken. fotoğrafı çektikten sonra dönüp, dubide fotoğrafını çektiğimiz bi çocuğun babasının bize nekadar kızdığını anlattım. izin almadan kimsenin çocuğunu çekmemesini söyledim ama fotoğrafı gördükten sonra hak verdim. çekilmiycek gibi de değilmiş.
hani o ağaçta kalan iki genci anlattığım resim vardıya. o resmi çektiğimiz gün eduardo çekmiş bu resmi daha yeni gördüm koyayım dedim, koydum da. bugun güne baya bi geç başladım 1 de uyandım internette ona bak buna bak derken saat biranda 3 oldu okula gidip bi residence kartımın fotokopisini vermem gerekiyodu angie ye. tehdit içerikli birsürü mesaj yollamış daha da getirmezsen senin oturma iznini silerim gibisinden.neyse fotokopisini çektim kartımın yoldayken yarın proje dersimizin olduğu aklma geldi direksiyonu kırdığım gibi:) soluğu fotografçıda aldım sonrasında da yiğitlere gittim. odasında donuyla oturmuş yarışma projesine bakarken yakaladım kendisini. o facebooka bakarken bende italya anılarımı anlattım kendime. yarın belçikaya gidelim dedi hadi bakalım hayırlısı.

2 Kasım 2010 Salı


fıçıdan plastik şişelere şarap doldurup satan bi dükkan bulduk. kırmızı şarapları şöyle bi tattıktan sonra yamulmuyosam cabarnet sauvignondan 1 litre aldık. 3 euroya aldık baya ucuz ve baya güzel bi şaraptı. bi de gittik marketten kaşarla beyaz peynir arası kıvamlı bir peynir aldık. bütün gece ve sonraki gün elimizde bunlarla dolaştık. sokaklarda kayboldukça yoruldukça beğendiğimiz meydanlarda durup yedik içtik. alkolün şişede durduğu gibi durmadğı zamanlar gelip çattıkça ben elimdeki bardağı savurmaya başladım. ben bardağısavurdukça o da içindeki şarabı sovurdu. sonuç olarak selinin bu güzel ayakkabısına isabet eden şarap damlaları kalıcı venedik hatıraları yarattı.

selinin yanındaydım milanoda. evinde 1 gün kalıp venedik e geçtik mimarlık bianeli için. bu sene 15.si yapılıyomuş. gezdikten sonra 14 tanesini kaçırmışım diye düşündüm baya güzeldi. resimde grand canalın yanındaki bi barda oturuyoruz spiritsdiye bikokteylleri var onu içiyoruz.içinde aparol sparkling wine ve bilmediğimiz bir şey daha var. milanoyu da sevdim venediği de italyanlar genelde milanoyu sevmiyolar eğer milanoyu sevdiysem romayı falan görsem nolurmuşum kimbilir.